

Nedir okumak?
Bir eğlence midir?
Bir eğitme-eğitilme eylemi midir?
Öğrenmek, düşünmek, anlamak mıdır?
Apayrı dünyalar yakalamak, ürkek ve tedirgince yepyeni serüvenler yaşamak mıdır?
Yeni tatlar, yeni beğeniler yakalamak mıdır?
Akla işlerlik kazandırmak, belleği zenginliklerle donatmak mıdır?
Kolay, kalıcı, kontrollü yeni davranışlar edinmek midir?
Bir evrimleşim, bir değişim midir?
Yoksa bunların tümü müdür?...Evet, tümüdür; hatta daha ilerisidir.
Kendi edinimlerine göre her okuyucu bunlara başkalarını da ekleyebilir. Okumanın sınırı yoksa kazandırdıklarının da sınırı yok demektir.
Görünen o ki okumak, yalnızca kitaplar "devirmek" değildir; okumayanlara karşı bilgiçlik taslayıp caka satmak, onlara tepeden bakmak hiç değildir; okunanı özümsemek, okuma yoluyla edinilenleri yaşamın içine sokmak, onları birer davranış biçimine dönüştürmektir. Çevrenin ve dünyanın algılanmasında, olanın bitenin değerlendirilmesinde okunanlardan yararlanılmıyorsa, okumanın bir yararı yok demektir. Belleklerdeki bilgi, yaşamın önündeki tıkanıklıkları açmada yardımcı olabilmeli, yaşamı tadını çıkarmada kolaylıklar sağlayabilmelidir. Yoksa, işe yaramayan bilgi ha kitaplarda kalmış, ha kafalara yığılıp kullanılmamış; ne farkı vardır?..İnsanın en ayırıcı özelliğinin, "düşünmek" olduğunu söylüyor bilim. Bilimin söylediği düşünmek, zihinde uluorta bir şeyler canlandırmak değildir; düşünmek, bir sonuca varmak ereğiyle bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmektir; aklın, bağımsız ve kendine özgü eylemler oluşturmasıdır. Bu beceri de ancak "okuma" yoluyla edinilir. Okuma yoluyla bu beceriyi kazanan kişi, birtakım katı düşünce kalıplarına sıkışıp kalmaz, edindiği bilgileri yan yana getirir, üst üste koyar, yıkar, tekrar yığar, yoğurur; aralarında ilintiler, bağlantılar kurar; yeni ve özgün bileşimler oluşturur. Böylece kişinin yaşamı daha anlamlı bir içerik kazanır. Bu noktada Rambrand'ın şu sözünü anmakta yarar vardır: "Düşünmediğim zaman, yaşamadığım zamandır."
Öyleyse okumanın amacı bilgi depolamak değil, kafanın yargılama gücünü artırmaktır; "düşünme erki" nin önünü açmaktırYeterince okuyan bir toplum olmadığımız herkesçe bilinmektedir. Ivır zıvır izlencelerle yüklü yüzlerce TV kanalı, insanımızı iyice teslim almıştır. Halkımızın çoğunluğu TV düğmesini kullanmayı bilmemektedir; bilmek de istememektedir. Çocuk ve gençlerimiz, okuma alışkanlığı edinme yaşlarındayken, sınav bombardımanlarından göz açamamakta, binlerce soru seçenekleri arasında bocalayıp durmaktadır. Okullardaki yoğun, ezberci, soğuk, epeyi de gereksiz bilgilerle dolu eğitim izlenceleri, çocuk ve gençleri, okumadan iyice uzaklaştırmaktadır. Siyasal ve ekonomik sorunların etki alanlarında gelgitleri yaşamak zorunda kalan toplum, okumaya uzak durmaktadır. Zaman zaman kitap, gazete, dergi yasaklamaları, bunların toplanıp yok edilmeleri de işin çabası.
Özgür insan; okumanın, kitapların ürünüdür. Özgürlükten korkanlar kitaplardan, dergilerden, gazetelerden de korkarlar. Beğenmedikleri, hoşlanmadıkları düşünceleri ve bunları dillendiren yayınları da ortadan kaldırmaya çalışırlar. Bu yayın düşmanlığı, onları gide gide insana da, insanlığa da düşman eder. Bunu özgürlükten korktukları için yaparlar. Kısacası iki düşmanlık iç içedir; kitaba düşman olan, özgürlüklere de düşmandır; özgürlüklere düşman olan, kitaplara da düşmandır.
Ne var ki insanlığın ortak bilinci, bu düşmanlıkları güdenleri hiçbir biçimde affetmemekte, onları tarihin kara deliklerine iyice gömmektedir. 1930'larda, Hitler Almanya'sında, sokaklarda yığın yığın kitabın yakılıp küllerinin savrulması; ülkemizde 12 Martlarda, 12 Eylüllerde, kitapların çuval çuval, kamyon kamyon toplanıp yok edilmesi, pek çok yayınevinin kapısına kilit vurulması, şairlere, yazarlara, evlerinde kitap bulunduranlara kan kusturulması; 1975'lerde, yine ülkemizde, okul kitaplıklarından Türk ve dünya klasiklerinin çıkartılması henüz belleklerden silinmemiştir. Silinmesi de olanak dışıdır. Günümüz Türkiye'sinde yazarın da, çizerin de, gazetecinin de okuyanın da, düşünenin de rahat olduğunu söyleyebilmemiz ne yazık ki mümkün değildir.
Sözümüzü, Afrika'da dolaşan bir özsözle bitirelim: "Kitap, cepte taşınan bir çiçek bahçesidir." Ceplerimizi bahçesiz bırakmayalım!...