SAVAŞIN TOHUMLARI  BARIŞIN  VERİMLİ  TARLALARIDA  YEŞERİR
         anasayfa    makaleler    gezi    sanat  eÄŸitim    öyküler  fotoÄŸraflar  iletiÅŸim    HEYKELSHOW
Fotoğraf: Aydın Altunöz  ©

LİBERALLEŞMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Ahmet Erdoğan
Makina Mühendisi


        AKP hükümetinin 2002'de başa gelmesinden bu yana geçen yedi yıllık süre içerisinde, orta ve küçük burjuva sınıfta yaşanan en derin değişim liberal düşünce ve yorumlamanın  kaçınılmazlığı olmuştur dersek sanırım yanılmış olmayız.

        Liberalizmin kökleri batı aydınlanma sürecine dayansa da, bugün için terim, sağdan sola siyasal yelpazenin farklı noktalarını kapsayan, temelli bir düşünce çizgisini tanımlar hale gelmiştir. Başka bir deyişle siyasi olarak "merkez anlayışın" çizgisini ifade eder liberalizm özü itibari ile. AKP hükümeti öncesi her ne kadar kendini merkez ve liberal parti olarak tanımlayan bir çok hükümet kurulmuş ve yıllarca Ülkeyi yönetegelmiş olsalarda (Turgut Özal'ın fikir babalığında ANAP koalisyonları ve tabiki Süleyman Demirel'in çizgisi), liberal düşünce orta sınıflarda hiç bir zaman bu kadar sağlam bir rüzgar yakalayamamıştı kendisine. Türkiye'de 2002 öncesine kadar, liberalizmin en güçlü savunucusu hep Kemalizm ve laikliği kendine kalkan edinmiş olan büyük burjuva sınıfı olmuştur. Çünkü liberal piyasa ekonomisinin yarattığı özelleştirme politikaları ve serbest rekabet anlayışı bu güne kadar, hali hazırda büyük burjuva sınıfı içinde kendine yer edinmiş ve belli alanları zaten persellemiş olanların (Sabancı, Koç, Doğan Holding vb)  değirmenine su taşımıştı. Bir statiko kurulmuş ve böylede devam edeceği arzu ediliyordu ve uzunca bir süre boyuncada sürdü. Bu statikonun temel taşınıda Kemalizmden ve laiklikten ödün vermeyen, verdirilmesinede müsade etmeyecek olan Türk Silahlı Kuvvetleri oluşturuyordu.

        Fakat bir ABD projesi olarak AKP'nin Türk siyasi tarihine girmesi ile bu sağlam ve hiç bozulmayacağı düşünülen statikoda depremler olmaya başladı. Çünkü ABD'nin büyük Orta Doğu projesinin içeriği gereği Türkiye'de de siyasi anlamda bir takım çözülmelerin olması gerekiyordu. Herşeyden önce artık siyasi otoritenin ve tahakküm gücünün askerin elinden alınıp, kolayca yönlendirilebilen sivil otoritenin eline geçmesi gerekiyordu. Bu bahsedilen dönüşüm bir seçim ve hükümet değişimi ile olabilecek kadar kolay değildi malesef. Çünkü bu görevlendirmenin altını ekonomik ve siyasi olarak doldurmadığınız sürece bir anlamı olmayacaktı. AKP projesi tamda bu savaşın verildiği bir proje olmuştur aslında. Sermayenin el değiştirme savaşının olduğu (TUSİAD - MUSİAD), tartışılmasının bile suç sayıldığı bazı ideolojik kavramların (Laiklik - Müslümanlık) alttan alta sorgulatıldığı bir proje.

        Her değişim, değişimi önden görenler için fırsatlar sunar. Sermayenin el değiştirmesi süreci, sınıf atlamak için fırsat kovalayan küçük ve orta sınıf için tarihi fırsatlar sunmaktadır. Öyle ya bazı büyükler gidecek, onların yerini alttan yetişen küçük ve orta boylular alacaktır. Geçirdiğimiz yedi yıllık AKP hükümeti yönetimi boyuncada bunun sayısız örneğini gördük. Örneğin daha düne kadar orta ölçekli bile denilemeyecek kadar küçük muteahitler, bu gün TOKİ sayesinde holding oldular. Daha düne kadar mahalle arası küçük marketleri olanlar, bu gün market zincirerine sahip oldular. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.  Kısacası bu sermaye savaşı orta ve küçük burjuva için göreceli bir palazlanma fırsatı yarattı. Bu fırsatı daha önceki hükümetler döneminde bu kadar kolay yakalamaları pek mümkün değildi çünkü tüm köşeler zaten kapılmıştı. Bu fırsat bolluğu, orta ve küçük burjuva sınıfta hiç olmadığı kadar güçlü bir liberal düşünce hakimiyeti yaratmışa benziyor. Öncesinde büyük burjuvazinin tekelinde olan liberal düşünceyi suvunmak şimdilerde küçük ve orta bujurvazinin avukatlığına bırakılmış durumda. AKP öncesine kadar özelleştirmelere kuşkucu ve eleştirel bakan orta sınıf şimdilerde verimsizlik bahanelerinin arkasına sığınarak özelleştirmeleri savunur hale gelmiştir. Marx'ın tanımlaması ile de sabit olan, orta sınıfın "kaypaklık" özelliği AKP iktidarı döneminde taban yapmışa benziyor. Son küresel krize karşı ABD ve AB ülkelerinin devletleştirme politikalarının liberal piyasa ekonomisi ile yarattığı tezatın bakalım Türkiye'deki yansımaları neler olacak.

        Bu yazıda ekonomik sebeplerden kaynaklı liberalizmin avukatlığına soyunan orta sınıfın bu duruşunun siyasi ve ideolojik arenada nasıl bir durum yarattığına gelecek yazıda değinmeye çalışacağım.

      


        

Anasayfaya Dön
Sayfa Başına Dön

 

Fotoğraf: Aydın Altunöz ©