TERÖR

Hayvanlar arasında, bitkiler arasında, insanlarla hayvanlar, insanlarla bitkiler ya da hayvanlarla bitkiler arasında sürekli savaş hali olmasına karşın, savaş denilince akla ilk gelenin insanların organize ettiği kendi aralarındaki savaşların olması düşündürücüdür.

Meydan savaşları, din savaşları, dünya savaşları; soğuk, nükleer, kimyasal, biyolojik, psikolojik ve iç savaşlar görünürde dini, milli, ya da siyasi nedenlerle olduğu söylense bile temelde bireyin (tüm canlılarda türün) varlığını koruyup sürdürebilmesi amacıyla yapılmaktadır.

Tarihsel süreç incelendiğinde kendisini tanrıların (tanrının), bir ulusun, bir sınıfın ya da tüm insanların yeryüzündeki temsilcisi, sözcüsü, vekili ya da sopası olarak gören kişi ya da az sayıdaki seçkin insan kümelerinin var olduğu görülür. Bunlar kendi dindaşlarına, ırktaşlarına, vatandaşlarına, sınıflarına ya da bütün insanlara çeki düzen vererek onların yaşam standartlarını geliştirip soylarının devamını garantiye almak adına bazen bireysel, bazen ulusal ve bazen de ulusaşırı düzeyde savaşlar organize etmeyi başarmışlardır.

Belleklerde yerini koruyan en yakın savaşların 1. ve 2. Dünya paylaşım savaşı ile soğuk savaş yılları yanında bölgesel, ulusal ve ulusötesi boyutlarda yaşanan terör olayları olduğu yadsınamaz.

Baskı, cebir, şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini ya da birkaçını kullanarak gerçekleştirilen terör, bazen ‘‘Otoriter Devlet Terörü’’ bazen ‘‘Diktatörlükler Terörü’’ bazen de ‘‘Devlet Dışı Aktörler Terörü’’ olarak gözlenmektedir.

Yaşadığımız yıllarda genel olarak din, ulus, etnitise, sınıf, cinsiyet, yaş, siyasi düşünce gibi toplumsal değerleri göz ardı edip kalabalık insan topluluklarına korku vererek amaçlarına ulaşmak isteyenler devlet dışı terör örgütlenmelerini yeğlemişlerdir. Bunlar siyasi hedefleri olan etnik terör hareketleri ya da bölgesel ve ulusal hareketlerin ötesinde küresel boyutlu terör eylemlerini de gerçekleştirebilmişlerdir.

Terör ortamında tehdit edilen tehdit edene öfke dolu çözüm önerileri sunarak var sayılan sorunu daha da çözümsüz hale getirip kazanılmış hak ve özgürlükleri bile kısıtlayabilecek yasalar çıkarabilmiştir. Bu süreçte organize suç örgütleri oluşmuş, uyuşturucu kaçakçılığı denetlenemez boyutlara ulaşmış, yiyecek içecek ve enerji kıtlığı olmuş, hızlı ve denetlenemeyen nüfus artışı ile karşı karşıya gelinmiş ya da kısa zaman sonra karşı karşıya gelinecektir.

Terör bölgesindeki izinli ya da izinsiz göç ile oluşan diasporanın seçkinleri meta-siyaset ilişkisinin ekonomik ve sosyal kazanımlarından yararlandığından, sorunun ivedilikle çözümüne katkı sağlayamamıştır.

Tehdit edilen asker, polis ve istihbarat elemanlarının sayıları ve bunlarla ilgili harcamalar ile ulusal güvenlik giderleri arttığından; işsizlik, eğitimsizlik, çevre ve sağlık sorunları büyüyerek, ekonomik ve sosyal kaygılar öne çıkmaktadır.

Bu ve benzer nedenlerle, amacı bazı yüce değerlere dayandırılsa da terör, ‘çözüme katkı sağladığı sandığından daha çok çözümsüzlük ürettiği’ için onaylanmaması gereken savaş biçimidir.

Aralık 2012

 

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler