SAVAŞ OLMASIN ÇOCUKLAR ÖLMESİN     

İran-Irak savaşı yıllarında, İranlı bir öğrencime "Niçin Savaşıyorsunuz?" diye sormuştum. Aldığım yanıt "Bilmiyorum" olmuştu. Ben de "Akıllarını kullanamayanlar, silahlarını kullanırlar" dediğimde; unutmamak için, cebinden çıkardığı not defterine, büyük harflerle bu sözü kaydetmişti.

Dünya silaha 900 milyar dolar harcıyor. Şimdi sizlere soruyorum:

En çok kim silah yapıyor?

En çok kim silah satıyor?

En çok kim silah alıyor?

En çok kim savaşıyor?

Bu savaşlarda en çok kim ölüyor, kim yaralanıyor, kim sakat kalıyor, kim aç kalıyor?

En çok kimlerin evi yıkılıyor, tarlaları, bağları, bahçeleri harap oluyor?

Kimlerin çocukları eğitimsiz kalıyor?

Kimlerin geceleri gözlerine uyku girmiyor?

 Bu kez soruyu başka biçimde soralım:

Bir savaşta en çok kim kazançlı çıkar?

Savaşan taraflar mı kazançlı çıkar; savaşanlara silah, mermi, giyecek, yiyecek, içecek satanlar mı?

Hangi siyasi örgütlenmeler savaşa doğrudan ya da dolaylı biçimde destek veriyor?

Ülkemizdeki ve çevremizdeki sorunlar özgürlük ortamı içinde, demokratik yöntemlerle; akıl, hukuk ve bilim kullanılarak çözülebilir mi?

Siz bu soruların yanıtını biliyorsunuz. İlk kez savaş anılarını ninemden, son kez de dayımdan dinlemiştim. Ninem, bir aylık gelin iken kocasının savaşa nasıl gittiğini anlatmıştı. Ninemin savaşta ölen kocasının torunlarının bu günkü halini biliyorum. Anlatırsam roman olur. İsterseniz savaşa üst teğmen olarak katılan dayımın Kıbrıs çıkartmasındaki savaş anılarını anlatayım. Anlatamam, anlatırsam olay olur.

Kuranda "Altından ırmaklar akan, bol gölgeli cennetler " cümlesinin geçtiği ayetler vardır. Ülkemiz, böyle cennet örneği yerlerle doludur. Bu cennet gibi olan ülkeyi, savaşların cehennem ateşiyle sınav yapmanın ülkemize, halkımıza, diğer halklara ve ülkelere hiçbir yararı olmayacaktır.

Siyaset açılımındaki eski tanımlamaların Dünyanın ve ülkemizin gelişim sürecinde yeniden ve akıllıca gözden geçirilmesi gerektiğine inanmaktayım. Sivil siyasetçiler, ülkemizin sorunlarına özgürlük ortamında, bilimsel ve demokratik yollarla çözüm seçenekleri üretmelidir. Bu farklı seçenekler özgürce üniversitelerimizde; ekonomik, toplumsal ve siyasal örgütlenmeler içinde tartışılmalı. Bağımlı olmayan, özgür basın aracılığı ile geniş halk kitlelerine çözüm seçenekleri ulaştırılabilmeli. Böyle bir çalışmanın sonucunda, halkın özgür iradesi seçim sonuçlarına en akıllıca biçimde yansıyacaktır. Herkes bu iradenin gücüne inanmalı ve bu gücün kararına saygı göstermelidir.

Bir siyasi partinin ilkelerini, programını ve dünyayı algılamasını; değişmez, tartışılmaz din kuralları gibi görmemek gerekir. Ülke yönetiminin değişmez ve terk edilmez kuralları olduğu gibi, siyasetle ilgilenenlerin de ilkeleri olmalıdır. Seçme ve seçilme haklarına sahip olan her insanımız "Bugüne kadar inandıklarına, aynı inanç ve KARARLILIKLA bağlı kalarak" istedikleri siyasi partide çalışma yapabilme hakkına sahiptir. Ülkemizde önemli siyasi gelişmeler olmaktadır. Siyasetin deneyimli isimleri, kendilerine yıllarca inanmış seçmenlerinin karşısına geçerek özeleştirilerini yapıyorlar. Hata yaptıkları yerleri açıkça söylüyorlar.

Bu günlerdeki siyasi sancının sonunda, nur topu gibi bir çocuğumuzun doğmasından yanayım. Yeter ki savaş olmasın, çocuklar ölmesin.

(15 Haziran 2007 tarihli ÇAĞ ANKARA gazetesinde yayınlandı)

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler