ÖZDEMİR HAREKATININ
GÜNÜMÜZE YANSIMASI
 

Yurt Partisi Genel Sekreteri Yunus Murat Güztoklusu¸ basın sözcülüğünü Prof. Anıl Çeçen'in yaptığı Ulusal Güç Birliği Platformu çalışmaları kapsamında Elcezire ve Özdemir Harekatı konulu bir konferans verdi.

Dünyanın merkezi sayılan Ortadoğunun değişik bölgelerinde yıllar boyunca  yaşama ve varolma  mücadelesi veren Kürt halkının Osmanlılarla, İngilizlerle, Araplarla ve Türklerle olan ilişkilerini; Misak-ı Milli sınırları ile daha sonra çizilen ulusal sınırlarımızın farklılık nedenlerini ve sonuçlarını akıcı ve şaşırtıcı biçimde anlatan Güztoklusu; yeni yayınlanan "ELCEZİRE VE ÖZDEMİR HAREKATI" adlı kitabından birçok alıntı  yaptı. Yunus Murat Güztoklusu'nun  konuşmasından sonra Prof. Anıl Çeçen, bölgemizde devam eden savaşları ve gelişmekte olan yeni savaş koşullarını anlattı. Bu konferanslarda öğrendiklerimle, daha önceden bildiklerimi harmanlayarak, "ELCEZİRE VE ÖZDEMİR HAREKATI" adlı belgesel eserin  savlarını irdelemek istiyorum. 

İngiliz Oyunları

Dünya kaynaklarını yeniden paylaşmak için emperyalist ülkelerin başlattıkları ilk dünya paylaşım savaşı sonucunda Elcezire (MEZEPOTAMYA) bölgesi İngilizler tarafından işgal edilince; Anadolu'da başlayan ulusal direnişin bir benzeri de bu bölgede Şeyh Mahmut önderliğinde örgütlendi. Bu bölgedeki Kuvayı Milliye direnişleri İngiliz işgalci güçleri tarafından bastırıldı. M.K.Atatürk, yerel direnişlerin ulusal düzeyde Müdafaa-i Hukuk Hareketi ile bütünleşmesine özen gösteriyordu. Bu amaçla yöreye   son Osmanlı Genel Kurmay Başkanı Cevat Paşa'yı gönderdi.1922 yılının ilk aylarında M. Kemal Atatürk'ün ana görev yönergesi çerçevesinde,  100 kişilik kuvvetle Revanduza gelen Yarbay Özdemir Bey'in desteği ile Revanduz ve Süleymaniye yöresinde; özerk yönetimler oluşturuldu.

Daha önce Misak-ı Milli sınırları içinde olan Süleymaniye bölgesinin, Lozan görüşmeleri sırasında pazarlık payı olarak terk edilmek istenmesi, bölgeye destek birliklerinin gönderilmesini engellemiştir. 1923 yılında 100 savaş uçağının desteği ile sivil hedefleri kan gölüne çeviren İngilizler ile iş birliği yapan iki yüzlü Seyit Taha'nın  hainliği sonucunda, Özdemir Bey ve Şeyh Mahmut'un kurduğu özerk yönetim başarıya ulaşamamıştır.

Emperyalistlerin her yerde yıllarca uyguladıkları yöntem burada da uygulanmaya başladı. Bölgedeki farklılıkların netleştirilerek keskinleştirilmesi ve keskinleştirilmiş farklılıkları kullanarak bölge insanlarının birlikteliğinin engellenmesi  sağlandı. Önce Kürt oymaklarının birliği; sonra da, Kürt - Türkmen dayanışmasının oluşumu engellendi.

İngiliz Oyunlarından birisi sonucunda, Kürdistan Hükümdarlığına Şeyh Mahmut Efendi  atanmıştır. Oyunun sonucunu görme yeteneğine sahip olan Şeyh Mahmut Efendi'nin yüzbaşı Fevzi Bey'e anlattıkları çok ilginçtir.Belgenin bir bölümünde "....kendilerine ait bir tek neferi bile feda etmek istemediklerinden, Kürtlerle Türkler arasında bir muharebe açmak ve iki tarafı birbirine kırdırmak ve bu yüzden kendi menfaatlerini temin etmek istiyorlar. Ben bu tekliflerini türlü türlü hilelerle geçiştiriyor ve hükümeti seniyeden ciddi bir talimat almak üzere vakit kazanmak istiyorum" diyor. Emperyalizmin böl yönet yöntemine karşın, Misak-ı Milli kapsamında, Kuvayi Milliye güçlerine dayanan  ve özerkliği ön gören bir siyasi projenin oluşmasına çalışan iki liderin, Türk Özdemir Bey  ile Kürt  Şeyh Mahmut olduğu anlaşılmaktadır.

Aynı dönemde, Doğu Anadolu'da, ABD himayesinde Ermeni ve Kürt devletinin kurulmasını isteyen ABD ve İngiltere amaçlarına ulaşamayınca; Hakkari'de Nasturi, Bingöl'de Şeyh Sait isyanlarının çıkmasına yardımcı olmuşlardır. ABD bununla da yetinmemiş, 1927 de senato kararıyla Lozan antlaşmasını reddetmiştir.

Netleştirilmiş toplumsal farklılıkları kurumlaştırarak birlikteliğini sağlanmasını başaran en büyük lider TİTO'dur. Faşizme ve Emperyalizme karşı verilen savaşta ve savaş sonrasında, toplumsal farklılıkların birlikteliğinin gücünü kanıtlayan Yugoslavya örneğinin dağılması; Atatürk'ün Anadolu'da kurduğu  birlikteliğin niteliğinin Tito ve kadrosu tarafından bilinmemiş olmasındandır. M. Kemal Atatürk, Anadolu'da yaşayan insanların farklılıklarına saygı gösterip, birlik içinde yaşamalarına temel oluşturan ortak değerlerine dayanarak ulusal kurtuluş savaşını başlatmıştır. Ayrıca, kurtuluştan sonra da, yeni devletin kuruluş aşamasında farklılıklar değil, ortak değerler temel oluşturmuştur.

M.K.Atatürk, "Misak-ı Millinin tanımladığı ortak yurt ve  ortak devletin adı TÜRKİYE'dir; etnik kimlikler yanında ortak kimlik olarak Türkiye Halkı mevzubahistir", "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına, Türk milleti denir" diyor; 10 yıl sonra bile, "Ne mutlu Türküm Diyene" diyerek, farklılıkların netleştirilmesi yerine, ulusal ortak değerlerin oluşmasına özen gösterdiğini vurguluyordu.

İşgal  ederek sömürmeyi kendilerine hak sayan ülkelerin geçmişte ve günümüzde yaptıkları, gelecekte neler yapabileceklerinin belgesidir. İnsan hakları, kişisel hak ve özgürlükler gibi evrensel değerler maskesine bürünerek; geri bıraktırılmış, bilimsel bilgi birikiminden yoksun, uygarlık kazanımlarından habersiz halkların veya cemaatlerin farklılıklarını ön plana çıkarıp,  aralarında anlamsız ve ilkesiz savaşlar başlatan emperyalizmi iyi tanımak gerekir.  

Yeni Ulusal And

Güztoklusu "Çevremiz bölgesel savaşlarla kuşatılmıştır.Yeni ulusal hedefler ve yeni ulusal and ihtiyacı vardır. Kıbrıs, Irak ve Gürcistan sınarlarında yeni değişiklikler ortaya çıkarsa, Türkiye'nin bu antlaşmalardan doğan taahhütleri ortadan kalkar ve Misak-ı Milli koşullarına dönüş hakkı doğar" diyerek, yetkilileri uyarmaktadır. Bu uyarıdan anlaşılanlar çok net:

1.Kuzey Iraktaki Kürt liderler Soran ve Bahdinan bölgelerini birleştirerek Özerk Kürdistanı kurarken, Kerkük merkezli Türkmen bölgesini de dahil etmek istiyorlar. Böyle bir durumda,  İngilizler ve Seyit Taha  ile Şeyh Mahmut ve Özdemir Bey arasında geçen mücadelenin  anlamını hatırlatmakta yarar vardır.

2.Kıbrıs sorunu Girit örneğinde olduğu gibi, ver kurtul; Hatay örneğinde olduğu gibi al kurtul veya Çek ve Solvenya örneğinde olduğu gibi mevcut farklılıkları koruyarak AB değerlerinde birleştirilerek çözülebilir.

3.Misak-ı milli sınırları içinde olan Batum, Acaristan özerk bölge kalmak koşuluyla Gürcistan'a bırakılmıştı. Kafkaslardaki Cevahita  bölgesinde sınırlar yeniden düzenlenmeye çalışılırsa, Türkiye'nin bu çalışmalarla ilgili bilgisi ve onayı olması gerekir.  

Sonuç

Yaşadığımız zamanlarda, bilişim teknolojileri hızla gelişti. Dev gibi büyüyen şirket hareketleri ve sermayelerinin akışı ulus devletler tarafından denetlenemez hale geldi. Dünya tek Pazar ekonomisine doğru ilerlerken; küreselleşmenin önüne çıkan engelleri temizleyip, serbest piyasa koşullarını oluşturma görevini ABD ve yandaşları üstlendi. Sovyetler birliği dağıldı. Din, mezhep, tarikat veya cemaat alanında çok kültürlülük; farklı kimliklerin kabulüyle mikro milliyetçilik; Ulus devletlerin parçalanarak yerine eyalet sisteminin getirilmesi özendirildi. Küreselleşmeye karşı çıkan küçük grupları ve devletleri terörist ilan eden ABD ve yandaşları; önce Ortadoğu halklarını birbirine kırdırdı. Bu da yetmedi, Afganistan'ı işgal, Pakistan'ı tehdit etti. Irak, ABD ve yandaşları tarafından önce bombalandı, sonra işgal edildi; kuzeyde özerk Kürt devletinin kurulmasını sağladı ve Kürt, Sünni, Şii çatışmasına zemin hazırlandı. Büyüdüklerinde terörist olacaklar diye Lübnan'da çocuklar bile öldürüldü. Ermenistan'daki köhne nükleer enerji tesisini görmek istemeyen ABD ve yandaşları, İran''ın nükleer silah yapımını engellemek için, Türkiye'nin desteğini isterken, "İran nüfusunun yarısı Türkçe konuşuyor" demeye başladı.

Türkiye'nin yeni komşu edinmesi veya komşularını değiştirmesi olanaksız olmasına karşın; yeni stratejik ortak edinmesi veya  ortak Pazar oluşturması çok kolaydır. Türkiye Cumhuriyetini kuran asli unsurların yemininde "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ve "Tam Bağımsızlık" ilkesi olduğundan,. emperyalist güçler hangi yöntemi kullanırlarsa kullansınlar; Arap Yarımadasında başardıklarını, Anadolu Yarımadasında başaramayacaklardır.

   (2006 yılında YURT PARTİSİ'nin yayın organında yayınlanmıştır)

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler