OYALAMACA  

 Bizim zamanımızda köy öğretmeni, ders saati içinde önemli bir işi çıktığı zaman; öğrencilerine, sonucu  kesin olarak veya çabucak  bulunamayan veya onları  belirli bir zaman oyalayacak bir soru sorar ve dışarıdaki işine giderdi.

Böyle  sorulara birkaç örnek verelim:

 

 Kendilerini  büyük, gelişmiş, uygar ve akıllı gören; ülkemize, Orta doğuya ve giderek Dünyaya özgürlük ve barış getirmeyi kendilerine hak ve görev sayan ülkeler de, Anadolu insanına, sonucu kesin olarak belirlenemeyecek bir iki görev verip, dışarıdaki önemli işlerini yapmak istiyorlar.

Bizi içeride oyalamak için kullandıkları yöntemler aynı olmakla birlikte, çoğunlukla  konular dönemlere göre farklı olmaktadır. Bu oyalama konularına birkaç örnek verelim:

Bu tür örnekleri çoğaltabiliriz. Gelecekte ise daha farklı örneklerle karşılaşabiliriz. Ama bu gün için en önemli örnek, insanlarımızın kimlik ve dinsel sorunlarının öncelikli sorun olarak ortaya çıkarılmış olmasıdır. Böylece ülkemizde işsizlik, açlık, yokluk, devlet kurumlarının talanı, ihale yolsuzlukları ve ülkemizin yabancılara pazarlanması (satılması) gizlenmiş olacak; ülkemizin dışında ise, enerji kaynakları, enerji yolları, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile pazarlar ABD, AB veya çok uluslu şirketler tarafından denetim altına alınacaktır.

Yeniden düşünelim ve şu soruları yanıtlayalım:

Ülkemizin insanlarının bu günleri ve gelecekleri güvence altına alınmış olabilir mi? İnsanlarımız iş, aş ve barınma gibi doğal ihtiyaçları; çocuklarının eğitim sorunu, kendilerinin sağlık sorunu, sosyal sorunları  çözümlenmiş olabilir mi?

Bu sorulara evet diyecek vatansever bir babayiğit varsa, beni de inandırsın. Ben de o baba yiğidin ellerinden öpeyim. Eğer böyle bir babayiğit çıkmayacak ise, ben de bu tür yazılarımı aslanlar gibi yazmaya devam edeceğim.

 (25 Mayıs 2006 tarihinde  ÇAĞ ANKARA gazetesinde yayınlanmıştır)

 

Anasayfaya Dön

makaleler