ORDU'NUN DERELERİ 

Ozan "Ordu'nun dereleri aksa yukarı aksa. Vermem seni ellere ordu üstüme kalksa." diyerek sevdiğini elinden almaya kalkışanlara karşı doğa üstü bir başkaldırı yapmıştır.  Ordulular geçmişte olduğu gibi günümüzde de sevdiği insanı, hayvanı, yaşadığı ortamı aynı kararlılıkla ve duygularla kötülere karşı korumaktadır. Bölünmüş Karadeniz Sahil Yolu'nun yapımında koyların yok olmaması için verdikleri mücadele başarıya ulaşmış ve Doğukaradeniz Bölgesi'nin kıyı yıkımı Ordu sahillerinde önlenebilmiştir. Göç süreçlerinde kuğuların bile konaklamak için Ordu sahillerini tercih etmesi yöre insanının doğayı ne kadar çok sevdiğinin göstergesi sayılabilir.

Topçam Beldesi web sitesinin (www.topcam.bel.tr) baş sloganı "Melet Irmağı barajda enerji, Topçam'da yüzme havuzu, Ordu'da içme suyudur. Kirletmeyiniz!" olmasından da anlaşıldığı gibi, biz de sevdiklerimizi kötülere karşı korumak için kararlıyız. Ordu halkının sahilleri, sahillerdeki kuğuları, yakın ve uzak tarihindeki eserleri, kültür ve sanatını, kısacası ortak değerlerinin tümünü nasıl koruduğunu, korumak için neler yapabildiğini artık herkes bilmektedir. Bizler de aynı inanç ve kararlılıkla bu koruma ordusunun bir askeri olma yolunda ilerlemek için kararlılığımızı herkese duyurmaya çalışıyoruz.

Ordu tarihinin en büyük yatırımı olan Ordu Topçam Barajı ve Hidroelektrik Santralleri ile buralara ulaşım yolları projesinin sonlarına yaklaşılmaktadır. Melet Irmağı vadisi ne Çoruh, ne Kızılırmak, ne de Fırat nehirlerinin geçtiği yerlere benzer. Canik dağlarının doruklarından başlayarak önce Mesudiye ilçe merkezinden, ardından Topçam belde merkezinden geçerek Orta Karadeniz bölgesini Doğu Karadeniz bölgesinden ayırıp Karadenize dökülür. Topçam baraj gölünden Ulubey sınırlarına kadar olan Melet vadisini görenler böyle bir arazide yol yapımının ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu çok iyi bilir. Sadece 28 kilometrelik bir bölümde 13 tünelin bulunması bile doğanın ne kadar çetin olduğunu anlatmaya yeter ve artar bile.

Yol yaparken patlatma sürecinde malzemenin yüzde altmışı Melet ırmağına fırlıyor. Bize de geriye kalanı dozer ile ırmağa atmak kalıyor" diye övünen mühendisin ne demek istediğini önce anlayamamıştım. Patronunun kolay yoldan çok para kazanması için sadece patlatılan granit kayaları düşünen mühendis, Melet ırmağında yaşayan susamurlarının korkudan alabalık derelerine kaçıştığını nereden aklına getirebilirdi ki? Alabalık derelerine kaçan susamurları kısa bir zaman sonra alabalıkların soyunu kurutacaktı neredeyse. Ama başaramadılar. Neden başaramadı derseniz, hemen söyleyelim. Çünkü açlıktan kendi soyları tükendi. Şelaleleri ile ünlü Muzadere deresinde ölmüş su samurunu görünce "Eh! Koskoca baraj ve dereyolu yapılıyor. Olacak o kadar." Diyerek kendimi avutmaya çalışmıştım. "Baraj ve yol yapım çalışmaları bitince baraj gölünde balıklar, kurbağalar, susamurları, yengeçler, su yılanları, balıkçıl kuşları, yaban ördekleri çabucak çoğalırlar ve gelecek kuşakların da haklarını günümüzde hoyratça kullanmamış oluruz" demiştim.

Şimdi ne oldu dersiniz? Melet ırmağının Karıca regülatörü ile Darıca-I HES arasında suda yaşayan milyonlarca canlı bir damla bile can suyu bulamadığından susuzluktan öldü.

Orada kimse var mı?...

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler