GELİŞTİRME PLANLARI

Dostoviyeski Çarlık Rusyası döneminde yazdığı DELİKANLI adlı romanında;  ("Ümitlerle dolu bir adam gelip, bir ağaç dikse, yahu sen o büyüyünceye kadar yaşayacak mısın?" diye gülüyorlar. Öte yandan, insanlık için sahiden iyilik dileyen insanlar, " bin yıl sonra acaba ne olacak" diye fikir yürütüyorlar. İnsana kuvvet veren ülkü büsbütün kaybolmuştur. Hepsi sanki bir handa yaşıyormuş gibi yaşıyorlar. Sanki, Rusya'dan çıkıp gidecekler, hepsi yalnız " bu gün" ile yaşıyorlar...) diyor.

Günümüzde bile bu iki düşüncenin, ülkemizde de sürekli çatışma biçiminde olduğunu gözlemlemek mümkündür. Mesudiye doğumlu insanlarımızdan bazıları ümitlerle dolu biçimde, İlçenin kıraç topraklarında vişne, elma, fındık, ceviz gibi meyve fidanları dikmekte ve halkın da benzer biçimde davranması için çaba sarf etmektedir. Bir bölüm Mesudiyeli aydınlar ise, yıllarca işlenmemiş, kimyasal gübre ve ilaçlarla buluşmamış kıraç topraklarda alternatif (ekolojik) tarım ve hayvancılık uygulamalarının hevesindedir. Kalkınmanın tek yönlü olamayacağı kanısından olsa gerek, bazı Mesudiyeli Aydınlar da, Mesudiye ilçesinde ve Yeşilce Beldesinde meslek yüksek okulu açılması için hayli uğraş vermişler ve açılışı gerçekleştirmişlerdir. Mesudiyeli iş adamlarının bazıları keselerinin ağzını açarak, hayır için bu serüvene katılıp; ilçeye hastahane, halı saha, öğrenci yurdu, ve düşkünler yurdu yaptırmışlardır. Mesudiye Kurultaylarında alınan kararlar gereği, çeşitli vakıf ve dernekler ile dayanışma içinde, İlçeye mıcır tesisi ve şehitler anıtı yaptırılmıştır.

Dayanışmanın ilginç örneklerinden birisini yaşayan Mesudiye ilçesine devlet de önemli yatırımlar yapmıştır. Bu yatırımların en önemlileri Köykent Projesi, Topçam Barajı ve Hidroelektrik santrali ile buraya Ulaşım Projesidir. Bu projelerin yanında Yeşilce ve Topçam Yaylaları Turizm Merkezinin ilan edilişini ve Çambaşı Turizm Merkezi ile Mesudiye arasındaki yolun iyileştirilmesi çalışmasını da unutmamak gerekir.

Bu kez konuya bir başka açıdan yaklaşıp, sonuçları irdelemeye çalışalım :

Son yarım yüzyılda, halkımızın yaşadığı günlerine ve geleceğine damgasını vuran iki önemli devlet adamından birisi olan sayın Bülent Ecevit'in hayali olan (bir zamanlar bizlerin de hayali olan) Köykent projesinin Mesudiye'de gerçekleştirilmesi sonucunda, bu yöredeki toplumsal ve ekonomik değişimin ne olduğunu bilimsel yönden araştırmaya cesaret edebilecek bir araştırmacı halen çıkamamıştır. Bu proje kapsamında yapılan fabrikanın, spor alanlarının, sağlık ocağının, gezici kütüphanenin ve ilköğretim okulunun son durumu, Köykent Projesinin hayal ürünü olduğunu doğrular niteliktedir. 1970 li yıllarda uygulanması gerekli olan bir projenin 2000 li yıllarda uygulanmaya çalışılması, böyle bir projenin bir daha umut olmasını engellemek için yapıldığını akla getirmektedir.

Dikildiği tarihte, üç veya beş yıl içinde vişne fidanlarından ürün elde edilebileceği söyleniyordu. Seksen bin vişne fidanının dikildiği bir ilçenin pazar yerinde, vişne satışlarının yapılmayışı düşündürücüdür.

Açılmasını hararetle savunan aydınlarımızın kaçının, eğitim görsünler diye kendi çocuklarını veya yakınlarının çocuklarını Mesudiye Meslek Yüksek Okuluna göndermeye özendirdiklerini araştırmaya gerek yoktur.

Mesudiye sınırları içinde iki turizm merkezi olmasına karşın, turizm yatırımlarını veya yazlıklarını başka tatil merkezlerine yapan, tatillerini başka turizm merkezlerinde değerlendiren varlıklı Mesudiyelilerin kararlarına saygılı olmak gerekir. Ancak, Yeşil turizm potansiyelinin değerlendirilmesini savunan Mesudiyeli aydınların ve iş adamlarının, bu turizm merkezlerine eş ve çocuklarıyla birlikte gelemeyiş nedenlerini nasıl açıklayacaklarını da pek merak etmekteyim.

Ordu ilinin en büyük devlet yatırımı olan Topçam Barajı ve Hidroelektrik santrali ile bu tesislere ulaşım yolu bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Çamlıhemşin'in Fırtana vadisi için koparılan fırtına, Topçam barajının yapıldığı Melet ırmağı vadisinde sam yeli olarak bile esmemiştir. Melet ırmağındaki su samurları korkularından alabalık derelerine sığınmışlar, sonra da açlıktan ölmüşlerdir. Yol yapım yöntemi nedeniyle bozulan Melet Irmağı vadisi, güzellikleri yok olduktan sonra Tabiat Parkı olarak ilan edilmesi için ilgili bakanlığa başvuruda bulunulmuştur. Büyük güçlüklere karşın yılmadan, yorulmadan, insan üstü çaba harcanarak yapılmaya çalışılan yol ise bürokrasi depremine uğramaktadır. Kimi bürokratların "Yaptığımız işi tam yapalım" demelerine karşın; kimi bürokratlar da "Bu kadar yeter, fazlası gereksizdir" diyerek şark kurnazlığı yapmaktadır.

Çelişkileri beraberinde taşıyan bu tür örnekleri çoğaltmanın, iyi niyetle yapılan çalışmaları baltalamak anlamına geleceği söylenmektedir. Her iyi niyetle yapılan çalışmanın da başarıya ulaşacağı söylenemez. Ülkemizde zamansız, plansız, anlamsız ve yersiz çok sayıda yatırım adına yapılan harcamaların olduğunu bilmekteyiz. Böyle durumlarda, "Peki nerede eksiğimiz var?" diye sesli düşünmeye ve eksikliklerin giderilmesi için ivedilikle çalışmalara başlanması gerekmez mi?

Mesudiye'de meyvecilik, hayvancılık, tarım veya turizm gibi alanlarda geleneksel biçimde veya deneme yanılma yöntemiyle öğrenerek uğraş verenlerin yanında; bu bölgede ne yapılıp yapılamayacağını bilimsel yöntemlerle araştırıp, yapılabilirliği olanların üzerinde yoğunlaşmanın gereğine inananlar da vardır. Bu düşünceyle Mesudiye Kurultayı Değerlendirme toplantılarının birinde kararlaştırılan ve Türkiye Kalkınma Vakfı tarafından "Mesudiye Geliştirme Planı" hazırlanmış ve bilimsel araştırma sonuçları kitap olarak yayınlanmıştır. Bu bilimsel araştırma kapsamına göre, Mesudiyeli iş adamları veya yerel yönetimler tarafından Mesudiye'ye kaç yatırım yapıldığı merak edilip araştırılırsa, yazının başlangıç bölümündeki alıntıyı tekrar okumakta yarar olacaktır kanısındayım.

Cumhuriyetimizin kuruluş döneminde insanlarımıza kuvvet veren ülkünün yerine, yeni dünya düzeninde savunulan Altta Kalanın Canı Çıksın ilkesinin benimsendiğini görmek, üzücü ve ürkütücüdür.

(15 Ekim 2006 tarihinde ÇAĞ ANKARA gazetesinde yayınlanmıştır)

 

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler