AFFETMEK

Bir akşam iş yerinden evine dönüyorsun. İçeriye girdiğinde sevdiklerinden birisinin yaşamına son verildiği haberini alıyorsun. Önce hiç düşünmeden, düşünemeden çılgına dönersin. Böyle bir sonucu kabul etmek istemezsin. Aklın ve mantığın bittiği bu anda, sadece duygularının egemenliği altında hareket etmeye başlarsın. Ağlarsın, haykırırsın. Dizlerini, ardından duvarları yumruklarsın. Saçlarını yolarsın tutam tutam. Önce "Neden ben de başkaları değil?" diye sızlanırsın. Ağlamaktan göz pınarların, bağırmaktan boğazın kurur. Yorgunluktan bitkin düşüp, kollarının ve bacaklarının dermanı kesildiğinde, içi boşaltılmış çuval gibi çökersin dizlerinin üzerine.

Böyle durumlarda bazen duyu organlarının tümü birden işlevlerini yitirir. Ne etinden, ne de ruhundan haberin olmaz o anlarda. Ne toplumsal, ne tanrısal, ne ahlaksal, ne de en güçlü devletin yasaları umurunda olur. Böyle toplumun da, böyle tanrının da, böyle devletin de diyerek, yerleşik bütün değerlere isyan edersin.

Aradan makul bir zaman geçtiğinde, seni yöneten duygulardan kurtulup, aklın ve bilginin egemenliği ile hareket etmeye başlarsın. Önce "Nasıl olmuş?" diye öğrenmeye başlarsın sevdiğin kişinin ölüm nedenini. Öldüren bir hayvan ise, oracıkta hemencecik affedersin onu. "Hayvan işte" der bağışlarsın, affedersin. Öldüren bitki ise, onu da affedersin. Hatta ölen en yakının bile olsa, ölümünden hayvanları ve bitkileri değil, yakınını sorumlu tutarsın. Çünkü, hayvanların ve bitkilerin sadece iç güdüleriyle hareket ettiklerini, akılarını ve mantıklarını kullanamadıklarını bilirsin. Bağışlama nedenin bu olur. Ancak, öldüren insan ise, "Neden ?" diye sorarsın. Bu sorunun yanıtı akıl ve mantık ile verilebiliyorsa, düşünerek, anında yargılarsın öldüreni.

Varsayalım ki o çok sevdiğin kişi, "Birkaç kişinin yaşamına son vermiş ve son verme eylemine de devam etme eğilimi engellenemediğinden" öldürülmüş olsun. Öldüreni o an affedebilirsin. Bu affetme duygusu, aklını ve mantığını kullanarak geliştirdiğin bir erdem olarak bütün benliğini sarar, seni yüceltir ve insan olursun. Ancak böyle bir eylem, toplum ve toplum adına egemenliği kullananlar tarafından hemen bağışlanmaz ve bağımsız mahkemelerde yargılanarak sonuca bağlanır. Daha sonra, nedenleri ve sonuçları bilimsel birimlerde incelenerek, gelecek zamanlarda yaşayanlar için bilgi değeri kazanmasına çalışılır.

Bu kez örneği değiştirelim. Varsayalım ki o çok sevdiğin kişi, "Yerleşik toplumsal değerlerin dışında düşündüğünden ya da bu düşüncenin gerektirdiği biçimde yaşadığından" dolayı öldürülmüş olsun. Bu öldürme eylemi bilinçli, kararlı ve planlı olarak yapıldığından; eylem de, eylemi gerçekleştiren de; senin, bireyin, toplumun veya toplum adına egemenliği kullananlar tarafından bağışlanamaz. Böyle bir eylemin bağışlanması, hoşgörüyle algılanmaya çalışılması, unutturulmak istenmesi, olmamış gibi davranılması, kısacası affedilmesi; birey tarafından mümkün olsa bile, toplum vicdanında önemli kanamalara neden olur. İşte o kanamayı durdurmak çok zor olabilir.Bu nedenle "Kendi düşündüğü gibi düşünmeyip, kendi yaşadığı gibi yaşamadığı" gerekçesiyle başkalarının yaşamlarına son verenler cezalarını çektikten sonra bağışlanabilir.

05.07.2008

 

Anasayfaya Dön

 

 
makaleler