EREREWAN ŞELALELERİ - KANCHANABURİ

Otobüs terminalindeki turizm polisi bürrosundan aldığımız bilgiyle Erevan Şelalelerine gidecek küçük otobüsler için 100 Baht vererek iki bilet aldık. Ön ve arka kapılarıyla yan pencereleri açık olan otobüsün tavanında sürekli dönen vantilatörler sayesinde ekvetoral bölgenin kuru sıcağından fazla etkilenmeden yolculuğa başladık.

Yolculuk sürecini iyi değerlendirmek amacıyla ön koltuklardan birisine oturmuştum.Yol kenarındaki derme çatma evleri geçtikten sonra ''Dikkat Fil Çıkabilir'' uyarı tabelalarının bulunduğu bölgeye gelince, yabani hayvanların doğal yaşam bölgelerinin bir bölümünün de tarım arazisi olarak kullanıldığı anlaşıldı.

Ahşaptan yapılma takma bacağı ile motosiklete binen delikanlı, koltuk değneğini kolunun altına sıkıştırdıktan sonra arkasına oturttuğu genç bayanla yola çıkınca, bindiğimiz otobüsün şoförünün trafik kurallarına olması gerekenden fazla dikkat etme nedenini anlamış olduk

Tropikal bitki örtüsünün egemen olduğu asfalt yolda ilerlerken yol kenarındaki tabeladan birisinde ileride cami olduğu anlatılan kubbe üzerine iliştirilmiş hilal sembbolünü görünce makinemin ayarlarını yeniden yaparak fotoğraf çekmeye hazırlandım. Yaşantıları gibiydi camileri de, sade ve gösterişsiz...

                                                                                     

Bariyer başındaki göervlilerin önünden geçip, begonvillerle süslü kıvrımlı yolda yükselerek ilerlerken Erewan Ulusal Parkı ile ülkemdeki ulusal parkları karşılaştırmak geldi aklıma. Neyse, gizim sitenin adı www.apolitize.com. Apolitik olma kararında durmaya çalışacağım. Gelişmişlik sırasında bizden ileri mi, geri mi bilmem ama, Taylandlılar Ervan Şelaleleri Ulusal Parkı'nda sadece küçük bir bölümde sigara içmeye izin vermişler. Tuvalet ve duşlar tertemiz. Anayol asfalt, öteki gezi yolları doğal haliyle korunmuş. Şelalelerin döküldüğü göllerde 40-50 cm büyüklğündeki balıkların arasında yüzüyor insanlar. Bambularla yapılmış oturma ve yatma yerlerinde yemeklerini yiyorlar ama bir parça atık bile yok çevrelerinde. Yaşlı ve yorgunları da düşünmüşler. Küçük bir ücretle kamu görevlilerinden alınan biletle akü ile çalışan sessiz ve havayı kirletmeyen taşıtlarla taşıyorlar onları. Yüksek sesle konuşan, bağırıp çağıran; aldatarak, kandırarak ya da ikna ederek turistlerin ceplerindeki dövizleri almaya çalışan yok.

Tonlarca ağırlıkta olduğu hissedilen kuru ve sıcak havadan olacak iyice yorulmuştuk. Çok sayıda genç-yaşlı göle girmişti. Ben de ayakkabı ve çoraplarımı çıkararak ayaklarımı suya soktuğumda 5-15 cm büyüklüğündeki balıklar parmaklarımın üzerinde birşeyler bılmuş da yiyecekmiş gibi yaklaştılar. Aklıma ilk gelen primalar olduğundan önce irkildim. Aklıma Bangkok'da küçük balıkların bulunduğu cam kaba ayaklarını sokarak balıkla masaj yaptıranlar gelince, biraz cesaretlendim. Önce küçükler, ardından biraz büyükler ayaklarımın üzerine üşüşüp birşeyler yiyormuş gibi yapmaya başlayınca 40-50 cm olanlar da yaklaşmaya başladı. Belki 50 belki 100 balık ayaklarımın çevresinde dolaşmaya başlayınca cesaretim yeniden kırıldı.

Şimdi gel de söyleme. Sivas'ın Balıklı Göl'ünü söyleme. Cilt hastalıklarını iyileştirdiği söylenen Sivas'ın Balıklı Göl'ündeki balıkları söyleme. İçerisindeki olumsuzlukları söyleme. Çevresindeki mezbelelikleri söyleme... Vücudundaki kıpkızıl yaralarla aynı havuza giren cilt hastalarını söyleme...

Ocak, Tayland'ın en yağışsız aylarından birisi olduğundan, şelalelerin görselliğini yeterince seyredemedik. Ermenek şelaleleriyle Eriwan Şelalelerini karşılaştırmak gerekirse söylenecek bir zöz var ama ben söylemek istemiyorum. Bangkok'dan Eriwan şelalesine ulaşabilmek için bir kişi için 160 Baht vererek yaklaşık 250 km yol katettik ama şelalelerin bulunduğu yere girebilmek için kişi başı 200 Baht ücret ödedik.

Tayland inanç turizminde olduğu kadar yeşil turizm (eko turizm) konusunda da iddialı çalışmalar yaptığını görünce Yeşilce ve Topçam Yaylaları Turizm Merkezi sınırları içindeki bir bölgenin ''Eriçok Tabiat Parkı'' 0larak tesçillenmesi çalışmalarımızda Milli Parklar adına yöreye gelen orman mühendisinin vereceği raporu yeniden merak etmeye başladım.

KANCHANABURİ'DEN

İnsanların iş yerlerini yeni açmaya başladığı saatlerde Erewan'a gitmek için otobüs terminaline giderken Kahnchanaburi'nin ara sokaklarından geçiyorduk.

Kimisi kaynatılmış yiyecekleri, kimisi dilimlenerek şeffaf naylon torbalara koyup ağzını poşet lastikleriyle sıkıca bağladıkları meyve dilimlerini satmak için hazırlanırken, Budist din adamları da günlük yiyeceklerini temin etmek için sokak satıcıları arasında dolaşıyorlardı.

Desensiz, motifsiz, biçilip ve şekil verilerek dikilmeden giyilen turunç renkli giysilerinin üzerinde aynı renkten torbalar taşıyan Budist rahipler bir yandan alçak sesle dua ederken öte yandan inançlı insanların yardımlarını kabul etmek için omuzlarına taktıkları torbaların ağzını açıyordu.

İnançlara karşı duyduğumuz saygıdan dolayı yaşanan dinsel olayı belgeleyen bir kare fotoğrf bile çekmeden ELEVENT 7 adlı markete girdik. Sabah kahvaltısı yerine plastik kutular içinde satılan hazır çorbalardan alarak, Özel nescafe makinelerinde kaynatılmış suyla karıştırıp içtik.

 

Gezinin devamını okumak için tıklayınız ...

Fotoğrafları görmek için tıklayınız ...

Anasayfaya Dön

Erewan Şelalesi

..................................................

 

geziler