TAYLAND

Önceki yıllarda Avrupa’nın birçok ülkesine ve Suriye’ye otomobilimizle gitmiştik ama Gürcistan’a eşimle birlikte gitmeye cesaret edememiştim. Sıranın Uzakdoğu ülkelerini gezmeye geldiğini düşününce içim farklı bir heyecan dalgasıyla kavruluyordu. Türkçeden başka dil bilmiyorduk. Bu yaşımıza kadar uçağa da binmemiştik. Otomobil ile on bin kilometrelik yolu geçmek de bu yaşta fazla heyecan verici oluyordu. Tayland’ın Dünya haritasındaki yerinin Hindiçini yarımadasında olduğunu biliyordum ama tay dili alfabesindeki harflerden bir tanesini bile bilmiyorduk. Okul yıllarında zorunlu ders olarak okutulan yabancı dil derslerinde öğrendiklerimizden aklımızda kalan sözcükler de iki elin parmaklarını pek geçmiyordu. Ben Fransızca evet-hayır demeyi zor zar beceriyordum ama İngilizce konuşabilen birileriyle karşılaşınca hayli zorlanarak da olsa eşim çat pat iletişim kurmayı başarabiliyordu.

O kadar çok bilinmezlik vardı ki, öğrenmeye neresinden başlamam gerektiğine bir an önce karar vermem gerekiyordu.  Biraz geç kalmış olsam da, kuyruğundan yakalamayı başardığım internet dünyasının bilgilerini derlemeye başladım. Haritalar, fotoğraflar, gezi anıları indirdim internetten. Güncel bilgilerin güvenilirliğini denetleyebilmek için Tayland’da yaşayan birkaç Türk ya da Türkçe konuşabilen birilerini bulmaya karar verdim. Arşivimde bulunan yüzlerce e-posta (elektronik posta) adresine ‘’Emekli eğitimcileriz. Üç aylık Tayland gezisi yapmak istiyoruz. Yardımcı olabilirseniz mutlu oluruz. Sevgi ve saygılarımla’’ iletisi gönderdim. Gelen yanıtlardan en önemlisi ‘’Tayland’da Yaşayan Türkler Grubu’’ adına yazan oldu.

''Örgünün bir ucunu bulursan, arkası çorap söküğü gibi gelir'' sözünü doğrular gibi oldu. Tayland'da yaşayan Türk ya da Türkçe konuşan birkaç fecebook arkadaşı edindim. Hepsi de güzel insan olmalı ki sorunlarıma sevecenlikle çözüm üretmek için yardımcı oldular.

Tayland elçiliğine giderek harita ya da broşür isdedim. Verdikleri harita öylesine eskiydi ki, yeni yapılmış Havaray güzergahı bile yoktu üzerinde. Broşür ise ... Siz düşünün gerisini. Türkiye Tayland Büyük Elçiliğinden e-posta (elektronik posta) aracılığı ile istediğm yardıma aynı soğuklukla çokca resmi olan kısa bilgiler geldi. Aradığımı bulamamıştım...

Bu çağın yani elektronik çağın en çok sevdiğim yanı, birbirlerini elektronik yöntemle gören, duyan ve hisseden insanların hiçbir beklentisi olmadan ellerindeki bilgileri içtenlikle paylaşmasıdır. Bu devrim rüzgarına birkaç yıldan bu yana ben de katıldığımdan başladım internet sitelerinde gezinmeye. İyi ki böyle yapmışım. Çalışmamın sonunda anladım ki, İstanbul'u Bankok kadar tanımıyormuşum. Yüksek Hızlı Tiren ile Pendik'e gelince  Atatürk Hava Limanı'na nasıl gitmem gerektiğini İstanbul'da yaşayan arkadaşlarımdan bile tam olarak öğrenememiştim.

Yeniden GOOGLE amcaya danışmaya başladım. Pendik'ten belediye otobüsleriyle Kartal Metro durağına binip, Ayrılık Çeşmesi durağında inecekmişim. Oradan MARMARAY İLE Marmara Boğazı'nın altından tüp geçitle geçip  Yenikapı durağında inecekmişim. Buradan metroya tekrar binip, son durakta yani Atatürk Hava Limanı durağında inecekmişim. Gel de gülme bu işe. Bangkok ......Hava Limanı'nda Skay Trene ya da Ekspres tirene binip son durakta inince şehir merkezlerinden birisine ulaşılıyor. Oradan da ya Havaray ile iki farklı yöne gidilebiliyor. Arada Metro bağlantıları da var. İki kentin ana ulaşımı da çoban salatası gibi olmuş...

Google Earth ile Bangkok'un ana ulaşım ağlarını, ardından gezilip görülmesi gereken yerleri incelemeden önce; WWW booking.com sitesinden yararlanarak uçak biletlerimizi ve ilk birkaç gün konaklayabileceğimiz otelden rezervasyon işlemlerini tamamlamak oldu. Dubai aktarma zamanlarının uzun ve fiyatların THY dan hesaplı olması Emirates havayolu şirketini; güvenli, temiz. düzenli, ekonomik ve hava limanına yakın olmasından Nasa Vegas Hotel'i tercih ettmiştik.

Otele yerleştikten sonra ilk işimiz yakın çevreyi tanımak oldu. Sokak satıcılarının ününü önceden duymuş olduğumuzdan biraz seçici davranarak mangal kömüründe pişirilmiş tavuk ile kırmızı dolma bibere benzeyen meyveden bir miktar satın aldık. Otelin karşısındaki marketden de şişe suyu ile yoğurt aldıktan sonra otelimize döndük. Söylemede sakınca görmüyorum. Tavuğun önemli bölümü ile yoğurdu ben yedim. Eşim de Türkiye'den getirdiğimiz Kars Kaşarı ile Beypazarı Kurusu yemek zorunda kaldı. Tavuk az pişirilmiş, yoğurt da tatlandırılmıştı.

Sonunda feceebok aracılığı ile tanıştığım ''Tayland’da Yaşayan Türkler Grubu'' üyesi Sn. Egemen Örs 'ün yardımıyla Sukunvit 71 caddesindeki İPREMIUM adlı apart daireye taşınınca derin bir nefes aldık

Devamı için tıklayınız ...

 

Anasayfaya Dön

yukarı havzasına ''Melet'', burada yaşayan halka da ''Meletliler'' denir.

2011 yılında birinci baskısı yapılan ''MELETLİLER'' öykü kitabı 13x19 cm boyutlarında, 304 sayfa ve 18 öyküden oluşmaktadır.

Kitap, 1856 dan bu yana yörenin kültürü, doğası ve yaşanan bazı olayları öykülendirilerek anlatılmaya çalışılan bir denemedir..

 

 

geziler